Çin Tek Kuşak, Tek Yol girişiminin uluslararası açılışına ev sahipliği yaptı - Nick Beams

Avrasya kıtasının en modern ulaşım sistemleri vasıtasıyla birleşmesinin önemli bir ekonomik ilerleme sağlayacağına şüphe yok. Lakin, özel kâr üzerine kurulu, kapitalist ulus devletlerin ve emperyalist büyük güçlerin çıkarlarının birbirinden daha çok ayrıştığı sosyo-ekonomik küresel düzende, proje çoktandır çatışan çıkarlarla arapsaçına dönmüş durumda.

Pekin'de dün [15 Mayıs] sonlanan iki günlük uluslararası Kuşak ve Yol Girişimi (Belt and Road Initiative - BRI) forumu; Çin'in dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumuna yükselmesinden kaynaklanan jeo-ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki kayma ve çatışmaların altını çizdi.

Foruma medyada çok az yer verilmesinin yanı sıra; bazılarına göre 21. yüzyılın savaş sonrası Marshall Planı olarak adlandırılan ekonomi buluşmasında, ABD’nin yalnızca küçük bir oyuncudan biraz daha fazlası bir konumda yer alması, ekonomik pozisyonundaki tarihi düşüşü işaret ediyor.

28 devlet başkanı ve 100 ülke temsilcisinin yer aldığı forum, Çin Başkanı Xi Jinping tarafından 2013’te başlatılan Tek Kuşak, Tek Yol (One Belt, One Road) projesinin uluslararası düzeydeki açılışıydı.

Ortaçağ’daki İpek Yolu tarihini çağrıştıran BRI, Çin'in ana ekonomik merkezlerini Avrupa'ya bağlayan bir dizi liman, demiryolu hattı ve yol yapımını öngörüyor.

Pekin'in kuzeyinde inşa edilen 1 milyar dolarlık bir tesiste toplanan foruma Çin hükümeti tarafından yapılan büyük bir tanıtım kampanyası eşlik etti.

Pazar günü yapılan toplantıyı açan Xi'nin iki hedefi vardı: Altyapı projeleri için 1 trilyon dolardan fazla harcama gerektirecek BRI'ya uluslararası destek sağlayarak Çin'in küresel konumunu güçlendirmek ve ikinci dönem cumhurbaşkanlığına girerken rejimi için ülkesindeki desteği pekiştirmek.

“Binlerce kilometreyi ve yılı kapsayan eski ipek yolu güzergahları, barış ve işbirliği ruhunu, açıklık ve kapsayıcılığı, karşılıklı öğrenme ve faydayı bünyesinde barındırıyor” diyerek inisiyatifi “yüzyılın projesi” olarak öven Xi, şöyle konuştu:

“Kazan-kazan işbirliği odaklı yeni bir uluslararası ilişki tarzı geliştirmeli ve ortaklıklarımızdaki diyalogu, meydan okuma ile değil, müttefiklik yerine dostluğu koyarak geliştirmeliyiz.”

Hem Rusya hem Çin'in Birleşik Devletler’in artan baskısı ile karşı karşıya olduğu koşullarda, Başkan Vladimir Putin de forum açılışında uluslararası temsilciler arasındaki en yüksek mevkide yerini aldı.

Xi, Rus mevkidaşına ülkelerinin dünya istikrarının “denge taşı” olduğunu söyledi. Ancak gülümsemelerin ve el sıkışmalarının ardında iki güç arasında da gerginlikler bulunuyor. Rusya'nın ekonomik ve siyasi nüfuzunu Avrasya Ekonomik Birliği (Eurasian Economic Union - EEU) çerçevesinde Orta Asya ve Sovyetler Birliği'nin eski cumhuriyetlerinde genişletmeye yönelik kendi planları var ve bu planlarının BRI'ya tabi olacağına dair korkuları var.

Hem Xi hem de Putin meseleyi geri planda tutmaya bakarken Putin bu açıdan, Çin ve Rus projelerinin tamamlayıcı olduğunu ve Avrasya entegrasyonunun "geleceğin uygarlık projesi" olduğunu vurguladı.

Xi de kendi açısından, BRI'nın diğer ülkelerin girişimlerini kesintiye uğratmayı amaçlamadığını söyledi. Rusya’nın EEU planının ötesinde, Türkiye’nin de Türkçe konuşan ülkeleri, sözde “Orta Koridor” altında birleştirme gibi bir planı bulunuyor.

Xi, Çin’in projesinin mevcut ortaklıkların yerini almayı amaçlamadığını ısrarla belirtti:

“Kuşak ve Yol'un amacı tekerleği yeniden icat etmek değil. Bunun yerine katılımcı ülkelerin kalkınma stratejilerini tamamlamayı hedefliyor.”

Xi’nin; daha çok açıklığa ve birlikteliğe olan ihtiyaç, korumacılığın reddi, kazan-kazan süreçlerin geliştirilmesine duyulan ihtiyaç konularındaki ifadelerine ve Çin’in herkesin kalkınmasını düşündüğüne dair verdiği güvenceye rağmen uluslararası gerginlikler de kendini hissettirdi.

Asya bölgesindeki ikinci en büyük ekonomi olan Japonya, forumu Çin'in bölgesel ve küresel gücünü arttırma aracı görerek boykot etti.

Hindistan da “egemenlik meseleleri”ni gerekçe göstererek forumu boykot etti.

Bunlar; Pakistan işgalindeki Keşmir’den geçen, Hindistan’ın da hak iddia ettiği, 50 milyar dolarlık Xinjiangg-Gwadar liman projesinin Çin tarafından Çin Pakistan Ekonomik Koridoru (China Pakistan Economic Corridor - CPEC) olarak tanımlamasıyla ilgilidir. Hindistan’ın hiçe sayma tutumu, Keşmir sorununda uluslararası kurallara uyma garantisi verip Hindistan’ın katılımını koruyacağına dair Çin’in kayda değer çabalarından sonra değişti.

Hint dışişleri sözcüsü Gopal Baglay, CPEC'in, Tek Kuşak Tek Yol'un en önemli girişimi olarak geliştirildiğini belirterek “Hiçbir ülke, egemenliği ve toprak bütünlüğü konusundaki temel endişeleri görmezden gelen bir projeyi kabul edemez” dedi. Bu resmi gerekçenin altındaysa, Çin yatırımlarının Pakistan'ı ekonomik olarak güçlendireceği endişeleri yatıyor.

Toplantıya katılan devlet başkanları çoğunlukla az gelişmiş ülkelerden gelirken büyük güçlerin daha alt düzeylerde temsilci göndermesi, bu devletlerin hem projenin hayata geçip geçmeyeceği konusundaki endişelerini hem de ortaya çıkacak ekonomik avantajlardan faydalanabilecekleri en iyi konumda yer alma çabalarını yansıttı.

Yeni İpek Yolu'nun başındaki başlıca Avrupa ekonomisi olmasından dolayı kilit role sahip olarak kabul edilen Almanya, ekonomi ve enerji bakanı Brigitte Zyrpies'i gönderdi. Alman büyük sermayesini temsilen dikkat çeken bir katılımla da kendisine eşlik edildi.

Fakat Zyrpies, öncelikli olarak Avrupa Birliği’nin serbest ticaret ve “eşit şartlar sağlanması” konularında talep ettiği belli garantiler verilmedikçe Almanya’nın böyle bir anlaşmayı imzalamayacağını söyleyerek projeyle ilgili çekincelerini ifade etti.

Zyrpies “Almanya katılmak istiyor, ancak ihaleler herkese açık olmalı; ancak o zaman Alman şirketleri yer alacak” diyerek şöyle devam etti: “Ayrıca neyin inşa edileceği de açık olmalıdır. Ama şu anki nokta itibarıyla net değil.”

Ek olarak, yabancı şirketlerin hisse alımına yönelik Çin'in kısıtlamalarının da bir sorun teşkil ettiğini belirtti: “Çin'li şirketlerin Almanya'da çalışabildiği şekilde Alman şirketlerinin de Çin'de çalışabilmesini istiyoruz.” Fakat bu konudaki kısıtlamaları kaldırmak için net bir zaman çizelgesi mevcut değil.

Tedarik konusundaki şeffaflık, sosyal ve çevresel standartlarla ilgili endişeleri yüzünden Almanya, İngiltere de dahil diğer Avrupa güçleriyle birlikte ticari bir bildiriye imza atmadı. Avrupalı yetkililer arasında da Orta ve Doğu Avrupa'da Çin nüfuzunun artması hakkında endişeler bulunuyor.

İngiltere, projenin nasıl faaliyet göstereceği konusunda tereddüt etmekte diğer Avrupa ülkelerine katılsa da projeye geneli itibarıyla destek verdiğini açıkladı. İngiltere heyetinin başında, kendisine eşlik eden bankacılık ve finans şirketleri temsilcileriyle birlikte, May hükümetindeki maliye bakanı Philip Hammond yer aldı.

Mart 2015'te David Cameron'un Tory hükümeti, ABD ve kendi güvenlik kurumlarından gelen baskıyı hiçe sayarak Çin’in sponsorluğundaki Asya Altyapı Yatırım Bankası’na (Asia Infrastructure Investment Bank) katılmaya karar vermişti, ki bu karar da City of London (Londra finans merkezi) önüne gelebilecek fırsatları değerlendirmesi açısından onun çıkarlarının bir yansımasıydı.

Ve bu çıkarlar BRI forumunda bir kez daha gözler önüne serildi. City of London’ın Asya özel danışmanı Sherry Madera, Londra'nın girişimin finansmanında önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.

İngiltere Brexit’i konuşurken Asya’nın iş konuştuğunu söyledi: “Biz her zaman küresel bir finans merkezi olduk. ABD, Ortadoğu ve Asya'daki bankalar ve yatırımcılar yürüme mesafesindedir, ve Londra’nın ekosistemi budur. Londra’yı, Hong Kong ya da New York’un da ötesinde açık ara en önemli küresel finans merkezi haline getiren işte budur.”

Başlangıçta Birleşik Devletler foruma alt düzeyde temsilci göndermeye karar vermiş olsa da, toplantının büyüklüğü ve Güney Doğu Asya ülkelerinin katılımı göz önüne bulundurulduğunda, Ulusal Güvenlik Konseyi Doğu Asya Direktörü Matt Pottinger’i de foruma yollayıp temsilci düzeyini yükseltme kararı aldı.

ABD siyasi kurumunun güçlü kesimleri Çin’i ve ekonomik girişimlerini Birleşik Devletlerin küresel konumu için tek başına en önemli tehdit olarak görüyor.

Bu görüşler John Moody'nin, Fox News'deki programında yayınlanan bir yazıda, “Çin'in Amerikan liderliğine ipeksi tehdidi” başlığıyla yansıtıldı.

Pazar talk şovlarının, Trump ve onun kovduğu FBI başkanı James Comey'le meşgul olduğu sırada Çin’in, “dünya ekonomisinde Amerika’ya yönelik en büyük meydan okumayı başlatacak” üst düzey bir toplantıya ev sahipliği yaptığı dile getirildi. BRI, yükselen ticaret ortaklarını, “Çin'in geniş tüketim pazarını erişime sunarak” Pekin'e bağlayıp “dünya çapında ekonomik liderliği ele geçirmek için yapılan küstahça bir girişim” idi.

Xi rejimi, projenin başlamasının yol açabileceği uluslararası potansiyel çatışmaların yanı sıra, Çin ekonomisinin kendi içerisinde de sorunlarla karşı karşıya.

Proje, sadece Çin'in küresel konumunu genişletmesinden dolayı değil, aynı zamanda da aşırı endüstriyel kapasite için bir çıkış sağlayabilecek olmasından ötürü yönetici sınıflarda geniş bir kabul görüyor.

Ancak Çinli firmalar ile bankacılık kurumlarının yeterli bir gelir elde edemeyecekleri ve hatta kayıplara uğrayabilecekleri projelere nasıl yatırım yapacakları sorusu bir diğer sorudur.

Forumun arifesinde Financial Times, “ticari teşebbüslerin, jeopolitik açıdan olduğu kadar kârlılık açısından yeni İpek Yolu stratejisini üstlenip üstlenmeyecekleri hakkındaki şüphelerin artmasıyla” BRI projelerine yapılan yatırımın geçen sene azaldığını bildirdi.

Habere göre, BRI'nın bir parçası olarak tanımlanan ülkelere Çin'den yapılan doğrudan yabancı yatırımlar, 2016 yılında yüzde 2 oranında düşüş gösterirken bu yıl da yüzde 18 oranında düştü. Bankacıların ve devlete ait işletmelerin temsilcilerinin, kârlı olmayan BRI projelerini üstlenmeleri için hükümetin kendilerine baskı yaptığından şikayet ettiğini aktardı.

Bu gelişme, rejimin projeyi ulusal ve uluslararası politik kaygıları doğrultusunda geliştirme güdüsü ile; yatırımın daha gelişmiş ekonomilere kaymakta olduğu piyasa mantığı arasındaki çelişkiye işaret ediyor.

Avrasya kıtasının en modern ulaşım sistemleri vasıtasıyla birleşmesinin önemli bir ekonomik ilerleme sağlayacağına şüphe yok.

Lakin, özel kâr üzerine kurulu, kapitalist ulus devletlerin ve emperyalist büyük güçlerin çıkarlarının birbirinden daha çok ayrıştığı sosyo-ekonomik küresel düzende, proje çoktandır çatışan çıkarlarla arapsaçına dönmüş durumda.

16 Mayıs 2017
Kaynak: wsws.org
Çeviri: Kızıl Bayrak Çeviri Kolektifi