Manchester saldırısı gibi vahşetleri durdurmanın tek gerçek yolu aşırılığın büyümesinin önünü açan savaşları sona erdirmektir - Patrick Cockburn

Bu savaşları sona erdirmek için, İran ve Suudi Arabistan gibi ana oyuncular arasında siyasi uzlaşıya ihtiyaç var, lakin Donald Trump'ın bu haftaki saldırgan söylemleri bunu gerçekleştirmeyi neredeyse imkansız kılıyor.

Ortadoğu'yu bugün [23 Mayıs] terk eden Başkan Trump, üzerine düşeni yaparak bölgeyi olduğundan daha bölünmüş ve çatışmaya saplanmış bir halde bıraktı.

Donald Trump, Manchester’daki intihar bombacısını “ezik şeytanlar” diye kınadığı sıralarda El-Kaide ve IŞİD’in kök salıp geliştiği kaosa katkıda bulunuyordu.

Manchester'daki katliam ile Ortadoğu'daki savaşlar arasında uzun bir mesafe olabilir, ancak aradaki bağlantı orada.

El- Kaide’nin, İslam’ın Suudi Arabistan’da geçerli olan, sekter ve gerici kolu Vahhabilik kökenli inanç ve ibadetleri Sünni can damarlarında güçlenirken Trump, özellikle İran’ı suçlayarak ve bölgedeki Şii azınlığı da ima ederek, “terörizm” kınadı.

9 Eylül’den [Dünya Ticaret Merkezi’ne yönelik saldırı] bu yana gerçekleştirilen terörist saldırı dalgasını genelde hedef olan Şii’lerle ilişkilendirmek ise bilinen tüm gerçeklere meydan okumaktır.

Bu zehirli tarihsel efsaneleştirme ise Trump'ı caydırmıyor. Nitekim Trump, 21 Mayıs’ta 55 Sünni liderin bir araya geldiği bir toplantıda “Lübnan’dan Irak’a, Irak’tan Yemen’e, bölgeye yıkım ve kaos yayan teröristleri, milisleri ve diğer aşırılıkçı grupları İran silahlandırıp eğitiyor” dedi.

Trump İsrail’de Başbakan Benjamin Netanyahu'ya da, Obama’nın 2015’te İran’la yaptığı nükleer anlaşma için “korkunç, korkunç bir şey… onlara can simidini biz verdik” diye bildirdi.

Trump İran'a şiddetle saldırarak, Suudi Arabistan ve Körfez monarşilerini Ortadoğu’nun merkezi boyunca vekalet savaşlarını tırmandırmaya teşvik edecek. Bu durum İran'ı önlemler almaya ve ABD ve Sünni devletlerle uzun vadeli bir uzlaşının uygulanabilirliğinin gittikçe azaldığını varsaymaya teşvik edecektir.

Trump’ın Sünni devletleri onaylanmasının, Sünni ve Şiiler arasındaki düşmanlıkları arttırdığına dair bazı işaretler şimdiden görülüyor.

Sünni azınlığın Şii çoğunluğu yönettiği Bahreyn’de bugün güvenlik güçleri Şii köyü Diraz’a saldırdı. Bu köy aynı zamanda adanın önde gelen Şii din adamı, aşırılığı finanse etmekten ötürü daha yeni bir yıl hapis cezasına çarptırılan Şeyh İsa Kasım’ın memleketi.

Polis tüfekle ateş açarak ve biber gazı kapsülü atarak zırhlı araçlarla köye girerken köyde bir adamın öldürdüğü bildirildi.

2011’deki demokratik protestoları güvenlik güçleri ezdiğinde, protestocuların topluca hapsedilmesinden ve işkence kullanımından ötürü Başkan Obama’nın Bahreynli yöneticilerle soğuk ilişkileri vardı.

Trump, haftasonu Riyad’da Bahreyn Kralı Hamad’la buluştuğunda “Ülkelerimizin harika bir ilişkisi var, şimdiye kadar biraz gerginlik oldu, ancak bu yönetimle gerilim olmayacak” diyerek geçmiş politikadan geri adım attığını ortaya koydu.

Manchester'daki bombalama -ve Paris, Brüksel, Nice, Berlin’deki IŞİD kaynaklı vahşetler- Irak ve Suriye'de on binlerce kişinin daha da vahşice katledilmesine benziyor. Bu katliamlar Batı medyasında az ilgi görüyor ancak Ortadoğu'daki mezhep savaşını sürekli bir şekilde derinleştiriyorlar.

Bu saldırıları gerçekleştirecek örgütleri ortadan kaldırmanın tek uygulanabilir yolu; IŞİD, El-Kaide ve benzerlerinin büyüdüğü anarşik koşulları ortaya çıkaran ve birbirine de bulaştıran Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya, Somali ve Kuzeydoğu Nijerya’daki yedi savaşı bitirmektir.

Fakat bu savaşları sonlandırmak için İran ve Suudi Arabistan gibi ana oyuncular arasında siyasi uzlaşıya ihtiyaç var, lakin Trump’ın saldırgan söylemleri bunu gerçekleştirmeyi neredeyse imkansız kılıyor.

Tabii ki, Trump’un abartılı laflarının ne kadar ciddiye alınacağı her zaman belirsiz, çünkü beyan ettiği politikaları günbegün değişiyor.

ABD'ye döndükten sonra ise tamamıyla kendini politik olarak kurtarmaya odaklanacak, ki bu iyi ya da kötü, Ortadoğu ya da başka bir yere yeni bir ziyaret için ona çok da zaman bırakmayacak.

Trump yönetimi kesinlikle yara almış durumda, ama bu onu, bu kadar kısa sürede bile Orta Doğu’ya verebildiği kadar zarar vermekten alıkoyamadı.

23/05/2017
Kaynak:
The Independent
Çeviri:
Kızıl Bayrak Çeviri Kolektifi