D. Trump-T. Erdoğan görüşmesi: Efendi de uşak da yerli yerinde…

Emperyalizme göbekten bağımlı bir rejimin ABD ile ilişkilere nokta koyamayacağı aşikardır. Nitekim nokta bir yana, virgül bile koyamadılar. Bir omzun sıvazlanmasıyla başların göğe ermesi, tam bir işbirlikçi ruh halidir. Yaşanan bir takım gerilimlere rağmen efendi de uşak da yerli yerinde duruyor.

Haftalar öncesinden AKP beslemesi yandaş medya tarafından gündeme yerleştirilen Trump-Erdoğan görüşmesinin “tarihi” bir önem taşıdığı iddia ediliyordu. Oysa gerçekleşen “tarihi görüşme” 10’u konuşma, 10’u çeviri toplam 20 dakikadan ibaret kaldı. Buna göre T. Erdoğan’a tamı tamına 5 dakika konuşma imkanı tanınmıştır ki, bu da efendileri nezdinde miadı dolmuş biri için fena bir süre sayılmaz.

Kuşkusuz ki, heyetler arası görüşmelerde de kimi sorunlar konuşuldu. Nitekim Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT şefi Hakan Fidan ve T. Erdoğan’ın ABD’den ithal edip danışmanı yaptığı İbrahim Kalın görüşmeden bir hafta önce ABD’ye demir atmışlardı. AKP’nin “Washington çıkarması”na Dışişleri, İçişleri, Adalet, Enerji bakanları da katıldı. Neredeyse devletin tepesindeki herkesin Washington’a taşınması, bu görüşmeye atfedilen önemin büyüklüğüne işaret ediyor. Fakat buna rağmen görüşmelerden kayda değer sonuçlar elde edildiğine dair emareler görünmüyor.

Efendinin huzurunda duruldu

Attığı nutuklarda sert ifadeler kullanan, kameralar önünde asıp-kesen AKP şefi, Trump’un huzurunda gayet uslu görünüyordu. Afra tafrası gitmiş, yelkenleri suya indirmiş bir haldeydi. Ankara’da ya da Pekin’de nutuk atarken keskin laflar etmek kolaydı. Efendinin huzuruna çıkınca ise, bekleneceği üzere durum değişti. Hava alanında protokol müdürü tarafından karşılanmayı sineye çeken T. Erdoğan, ikili görüşmede 5 dakikalık konuşmaya da tav olmak zorunda kaldı. 

Burjuva politikacıların tıynetine uygun olan bu ikili tutum itici olmakla birlikte şaşırtıcı değil. İşbirlikçilerin emperyalist efendilerine karşı tutumlarının alamet-i farikası her zaman hadlerini bilmeleridir. Ülkelerinde astığı astık kestiği kestik olan diktatörlerin, efendilerinin huzuruna çıkınca, uysallaşmaları adettendir.

Gösteri planı suya düştü

AKP şefi, Trump’la görüşmeden önce Washington’da bir meydanda yandaşlarını toplayıp nutuk atmayı planlamıştı. Bu girişim tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Zira ne ABD basını dikkate aldı ne gösteriye katılan kayda değer bir kitle oldu. Devlet bursuyla ABD’de okuyan öğrencilerin çağrıldığı ancak çağrıya icabet etmedikleri gelen haberler arasında yer alıyor.

Meydan gösterisi fiyaskosu, AKP şefinin nutuk atma hevesini kursağında bıraktı. Ekipleriyle birlikte bir hafta önce Washington’a kapağı atan İ. Kalın, H. Fidan, H. Akar üçlüsünün yaptıkları ön hazırlığa, lobi faaliyetleri için milyonlarca doları çarçur etmelerine rağmen böyle bir fiyaskonun yaşanması, T. Erdoğan’a atfedilen önemin vardığı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu arada Trump’a mektup gönderen her iki partiden 60’ı aşkın kongre üyesi, Türkiye’de dikta rejim kurulduğu, hak ihlallerinin yoğunlaştığı, laikliğin ortadan kaldırıldığı, ülkenin bir gazeteci hapishanesine çevrildiğini hatırlatarak, T. Erdoğan’a bu konumuna uygun bir muamele yapılmasını istediler.

PYD/YPG’ye silah sevkiyatı devam edecek

ABD ile ilişkilerin gerilmesinde öne çıkan temel sorun, PYD/YPG’nin silahlandırılması ve Rakka operasyonunun Türk ordusuyla değil, omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile başlatılmasıdır. T. Erdoğan, müritleri ve besleme medya ordusu aylardır bu sorunla yatıp kalkıyorlar. Gerçekleşen görüşmeye “tarihi” önem atfetmeleri de bununla ilgiliydi.

Görüşmeden yansıyanlar ABD’nin bu konuda bir politika değişikliğine gitmeyeceğini teyit etti. Daha önce alınmış olmasına rağmen, YPG’ye lazer güdümlü anti-tank füzelerinin verileceğine dair kararın T. Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde açıklanması ise dikkat çekici bulundu. Zamanlama, “boşuna çırpınmayın, YPG’ye gerekli olan silahları vereceğiz” mesajı şeklinde algılandı. Bu arada ortak basın toplantısında T. Erdoğan’ın PYD/YPG için yaptığı “terörist örgütler” vurgusunun İngilizceye çevrilmemesi de dikkatlerden kaçmadı. Belli ki, Trump’ı rahatsız etmekten kaçındılar. Görünen o ki, AKP şefiyle müritleri en kritik sorunda bir arpa boyu yol almaya bile muvaffak olamadılar

“FETÖ”ye dair beklentiler beklemede

15 Temmuz şaibeli darbe girişiminden bu yana gündemde olan Fethullah Gülen’in iade edilmesi konusu, “Washington çıkarması”na katılan bakanların da gündemindeydi. T. Erdoğan da ortak basın toplantısında konuyu dile getirdi. Bu konudaki beklentilerin beklemeye devam edeceği, görüşmelerden yansıyan bir diğer olgu oldu.

Gülen’in iadesine dair ABD’nin net bir tutumu vardı. Görünen o ki, bu konuda da kayda değer bir değişiklik beklenmiyor. “FETÖ” gibi emperyalistler için kullanışlı olan bir yapının elden çıkarılması kolay değil. Zira emperyalistlerin elinde buna benzer pek çok yapı var ve onlar tetikçilerine güven vermenin öneminin farkındalar.

AKP’nin “Aşil topuğu” Rıza Sarraf davası

Besleme yandaşların değinmekten kaçındığı esas sorunlardan biri Rıza Sarraf davasının seyridir. Bu konuda milyonlarca dolar akıtıldığı, yoğun bir kulis faaliyeti yürütüldüğü, Adalet Bakanı’nın bizzat bu işle görevlendirildiği ancak istediği sonucu elde edemediği yansıyan bilgiler arasında.

Sarraf davasına atfedilen önem, olayın genel olarak AKP’yi, özel planda ise T. Erdoğan’la yakınlarını doğrudan ilgilendirmesinden kaynaklanıyor.

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı’nın tutuklanması AKP iktidarını doğrudan davanın tarafı haline getirmiştir. Telaş içinde milyonlarca dolar harcamaları boşuna değil. T. Erdoğan’ın derdi davayı hukuk alanından çekip siyasi alanda çözmektir. Bu konuda güvence alıp almadığı henüz belli değil. Yine de Trump yönetiminin bu “kozu” elden çıkarması için bir neden görünmüyor. Zira ihtiyaç duyulursa T. Erdoğan’la yakınlarının Sarraf’la suç ortaklıklarını delilleriyle ortaya dökebilirler. Washington’daki gelişmeleri izleyen kaynaklar, 17-25 Aralık yolsuzluk/rüşvet skandalı dahil bütün delillerin Sarraf dosyasında mevcut olduğunu belirtiyorlar.

Ne nokta ne virgül, işbirlikçiliğe devam

AKP şeflerinin son dönem açıklamalarında, “ABD’ye kafa tutuluyor” havası yaratmayı hedefleyen ifadeler de yer aldı. “Bizim hassasiyetlerimizi dikkate almazsanız, başımızın çaresine bakarız”, “Bizi yok sayamazsınız. Bir gece ansızın gelebiliriz” gibi sözler söylendi. Besleme yandaş kalemşor takımı ise, işi ifrata vardırdı.

Söylemlerin sertliği, kıble telakki ettikleri Beyaz Saray tarafından bekledikleri ilgiyi görememelerinden kaynaklanıyor. Bu söylem, “Önemimizi bilin, yoksa bizi kaybedersiniz” mesajı verip efendiye yaranma ruh halinin dışa vurumundan başka bir şey değildir.  

 Ortak basın toplantısında 3 dakika konuşan Trump’ın mesajı aldığı görüldü. Gündemdeki esas sorunları es geçen ABD Başkanı, Kore savaşında emperyalist savaşın kurbanları olarak telef edilen Türk askerlerinin “kahramanlıkları”nı övdü. Komünizmle mücadelede Türkiye’nin emperyalizmin ileri karakolu olmasına vurgu yaptı. Görünen o ki, dinci gericiliğin şefleri de, besleme yandaş medya da, esas sorunların geçiştirilmesinden rahatsız olsalar da bu “övgüler”den memnun kaldılar. Bu arada Trump’ın T. Erdoğan’ın omzuna dokunması da bu zevatı derin bir mutluluğa gark etmiş görünüyor.

Emperyalizme göbekten bağımlı bir rejimin ABD ile ilişkilere nokta koyamayacağı aşikardır. Nitekim nokta bir yana, virgül bile koyamadılar. Bir omzun sıvazlanmasıyla başların göğe ermesi, tam bir işbirlikçi ruh halidir. Yaşanan bir takım gerilimlere rağmen efendi de uşak da yerli yerinde duruyor.