Sanayi kamu kaynakları ile gelişiyor, sermaye büyüyor

Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Söz konusu değişiklikler ile birlikte kamu kaynakları bir kez daha sermayenin hizmetine sunulurken üniversitelerde ticari eğitim derinleştirildi.

Kamu kaynakları sermayenin hizmetinde

Sermayeye peşkeş çekilen kamu kaynaklarının üstü “istihdam” bahaneleri ile örtülürken son bahane “sanayinin geliştirilmesi” oldu. TÜSİAD'ın son dönemde önemini vurguladığı bilişim sektörü, Sanayi Sicili Kanunu'ndaki sanayici tanımı yeniden yapılandırılarak bu kanun kapsamında kendisine yer bulurken, “sanayinin geliştirilmesi ve üretimin desteklenmesi” adı altında sermayeye tanınan “teşvikler” şu şekilde;

* İşletmelerin organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yapacakları yatırımlarda bu bölgelerde bulunan arsaların tahsisine ilişkin sözleşme ve taahhütnamelerden damga vergisi alınmayacak.

* Bu bölgelerde bulunan arsaların tahsisi nedeniyle şerhi gerektiren işlemleri, bu arsa ve üzerine inşa edilen binaların tahsis sözleşmeleri uyarınca tahsis edilenlere devir ve tescil işlemleri ve bu arsa üzerine inşa edilen binaların cins değişikliği işlemleri harçlardan muaf olacak.

* İşletmelerin bu alanlardaki binaları için emlak vergisi alınmayacak.

* Sanayi siciline kayıtlı işletmelerde üretime yönelik elektrik kullanımlarından TRT payı alınmayacak.

* OSB alanı içinde hazine veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazilerin bulunması halinde bu araziler, yatırımların ve istihdamın teşvikine dair kanun kapsamındaki illerde bedelsiz olarak diğer illerde ise harca esas değerleri üzerinden peşin veya taksitle OSB'lere satılarak devredilecek.

* Bandrolsüz cihaz satışı yapanlara kesilen cihaz bedeli tutarındaki idari para cezası, bandrol ücretinin iki katına düşürülecek, bu cihazları satın alanlara kesilen idari para cezaları kaldırılacak.

* Özelleştirme kapsam ve programı kapsamında, yürürlükten kalktığı için birleştirilen kuruluşlarda çalışan ya da istifa, emeklilik, iş akdinin feshi ve ölüm gibi nedenlerle ayrılanların, işten ayrılmadan önce kendisinin ödemediği ancak kuruluşların ödediği sendika üyelik aidatları ve faizleri bu kişilere geri ödenmeyecek.

* Oduna dayalı orman ürünü satışlarında; satış bedeli üzerinden yüzde 3'e kadar alıcılardan tahsil edilen ağaçlandırma fonu ile bu satışlardan yüzde 3 tahsil edilen orman köylülerini kalkındırma fonu paylarını, sıfıra kadar indirmeye veya yüzde 3'ü geçmemek üzere Bakanlar Kurulu belirleyecek.

* İşletmesinde meydana gelen değişiklikleri, verilmesi gereken beyannameleri ve senelik işletme cetvellerini, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce süresi içinde vermeyenlere idari para cezası uygulanmayacak.

Teşvik yetmez, işlerini de kolaylaştırmak gerek

Sermayeye “teşviklerin” yanı sıra kimi “kolaylıklar” da sağlandı. Buna göre ise;

* Sanayi işletmeleri için her yıl hafta tatillerinde çalışabilmek için belediyelerden hafta sonu çalışma ruhsatı alma zorunluluğu kalkacak.

* Sanayi işletmeleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında tutulacak sanayi siciline kaydedilecek, üretim faaliyetine başlamadan önce sanayi siciline ön kayıt yaptıracak. Kayıt işlemleri elektronik ortamda yapılarak beyannamelerin elden veya posta ile gönderme zorunluluğu kaldırılacak.

Sanayi eğitimin ticarileşmesi ile büyüyor

Eğitim ise sermayenin ihtiyaçları noktasında ticarileşmeye devam ediyor. Söz konusu değişikliklerin içinde üniversitelerin fen ve mühendislik fakülteleri ile meslek yüksekokullarını kapsayan kimi düzenlemeler de yer aldı. İnsanlığın yararına kullanılacak bilimsel eğitim sermayenin hizmetine koşuluyor. Buna göre;

* Sanayinin gelişmesi noktasında “proje kapsamında” araştırma yapan doktora ve yüksek lisans öğrencilerine burs verilecek.

* Kamu-özel sektör işbirliği adı altında sermaye şirketi statüsünde “Teknoloji Transfer Ofisi” kurulurken aynı zamanda “Yükseköğretim Kalite Kurulu” oluşturulacak. YÖK Genel Kurulunca ve Üniversitelerarası Kurulca seçilen 3'er, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türk Akreditasyon Kurumu, TÜBİTAK, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, TOBB ile öğrencileri temsilen birer kişi olmak üzere 13 kişiden oluşacak olan kurul, eğitim ile araştırma arasında yer alan bağlantıları değerlendirecek. Teknoloji Transfer Ofisi'nin kuruluş sermayesi ise bilimsel araştırma projesi kaynaklarından veya döner sermaye gelirlerinden karşılanacak.

* Oluşturulan Yükseköğretim Programları Danışma Kurulu, yükseköğretim alanındaki istihdam odaklı politikaları oluşturup geliştirirken Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu ise meslek yüksekokulları ve programların açılmasına yönelik standartların belirlenmesi, mevcut programların geliştirilmesi, izlenmesi, mezunların istihdamı ile lisans tamamlama süreçlerine ilişkin görüş ve önerilerde bulunacak.

* Fen ve mühendislik bilimleri lisans öğrencileri için ise öğrenimlerinin son yılında bir yarıyılı özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında zorunlu “uygulamalı eğitim” getirilecek. Bu programda yetkili merci ise YÖK olacak. Öğrencilere, uygulamalı eğitimleri sırasında asgari ücretin net tutarının yüzde 35'i ücret olarak ödenecek.

* Mesleki Eğitim Kanunu'ndaki "staj" tanımı ise değiştiriliyor. Yükseköğretim kurumlarında verilen her düzeydeki alana özgü olarak belirlenen teorik ve uygulamalı ders staj kapsamında sayılmayacak.

* Organize sanayi bölgelerinde kurulan meslek yüksekokullarında öğrenim gören her bir öğrenci için YÖK bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödenekten eğitim desteği verilecek.