Zonguldak Demokrasi Platformu üzerine…

Zonguldak Demokrasi Platformu, tam da durduğu yerden, halkın ve kitlelerin tepkisini yatıştırarak düzene hizmet etmektedir.

16 Nisan’da şaibeli bir şekilde gerçekleştirilen referandum sonrasında ülke genelinde fiili olarak başlayan eylemlere bir yenisi de Zonguldak’ta eklenmeye çalışıldı.

Referandumdan ancak 3 gün sonraya toplantı çağrısı yapan Zonguldak Demokrasi Platformu eylemi oldu bittiye getirmek için en başından beri gençliğin dinamik sesini boğmaya çalıştı.

Üniversite öğrencilerinin “üniversiteden öğrenciler olarak merkeze yürünebilir” talebine karşı çıkan, Zonguldak merkezde yapılacak olan eylemde ise anca “sayı yeterli olursa yürürüz” diyen Zonguldak Demokrasi Platformu, günümüz sarı sendikaları ile paralel bir şekilde yoluna devam etmekte. Nasıl ki patron işbirlikçisi sendikalar işçi sınıfının gücünü zayıflatmak için göstermelik eylemler ile yolunu çiziyorsa, Zonguldak Demokrasi Platformu’nun yaptığı da budur. Zonguldak Demokrasi Platformu, tam da durduğu yerden, halkın ve kitlelerin tepkisini yatıştırarak düzene hizmet etmektedir.

Dün (20 Nisan) Zonguldak madenci anıtında yapılan basın açıklamasının ardından yürüyüşe geçmek isteyen gençliğe engel olan Demokrasi Platformu, “dün toplantıda karar aldık yürünmeyecek” diyerek  ve türlü yalanlara sarılarak günü kurtarma derdine düştü.

TMMOB ve KESK bileşenlerinden oluşan Zonguldak Demokrasi Platformu’nun ilk ihaneti elbette bu değil. Daha öncesinde Zonguldak’ta birçok madenci direnişinde sessiz kalan, KHK’lar ile işten atma protestosunu dört duvar içine sıkıştırmaya çalışan Demokrasi Platformu artık işlevini yitirmiş durumdadır.

Geçtiğimiz sene De-Ka Madencilik işçileri, direnişleri sürdürürken 1 Mayıs’a da katılmış, ancak yine Demokrasi Platformu tarafından kürsüden söz hakkı verilmemişti. Yine aynı şekilde Balçınlar işçilerinin açlık grevine de sessiz kaldıkları yetmiyormuş gibi, Yeraltından Sesler Platformu ve madenci aileleri tarafından organize edilen destek yürüyüşü esnasında faşist saldırıya uğrayan öğrencilerle de omuz omuza olmamışlardı.

Biz sadece referandumda ‘Hayır’ oylarına sahip çıkmıyoruz. Biz sömürü düzenine, faşizme karşı çıkıyoruz. Ne belli koltuklara çöreklenmiş ağalar, beyler ne de düzen içinde gemisini yürütenler buna engel olabilecektir.

Sınıf devrimcileri olarak yerellerde her türden pasifizme karşı mücadeleyi sürdürmeliyiz. Bir yandan sendika ağalarına, patronların karşısında dururken diğer yandan da Demokrasi Platformu adı altında koltuk sahibi olup mücadeleyi etkisizleştirmeye çalışanlara da karşı durmaya devam edeceğiz.

Zonguldak’tan sınıf devrimcileri