İşçilerin birliği sermayeyi de, onun diktatörünü de yenecek!

Fabrikalarda, sanayi havzalarında birliğimizi kurmak, söz, yetki ve karar hakkımızı elimize alarak, sermayeye ve onun bugünkü katılaşmış görünümüne karşı mücadeleyi güçlendirmeliyiz. Fiili saldırılara karşı bizler de fiili-meşru mücadele hattını rehber edinmeliyiz.

1 Mayıs'ta alanlara!

 

Anayasa referandumu sonuçlandı. Gerici-kirli çıkarlar uğruna hiçbir yasa/kural tanımayan AKP iktidarı, referandum sürecinde olduğu gibi, sonuçları üzerinden de devletin tüm olanaklarını “amacı” doğrultusunda seferber ederek, “şaibeli” tartışmalarına neden olan küçük bir farkla 'Evet' sonucunu çıkartmış bulunuyor. Yapılan açıklamalarda “demokrasi” vurgusunun öne çıkmasının hem referandum öncesinde, hem de referandum sırasında hayata geçirilen bir dizi icraatla bir kez daha kanıtlandığı gibi hiçbir samimi yanı bulunmuyor. Uzun bir dönemdir fiili olarak uygulanan baskı ve zorbalık rejimi, referandum sonuçlarıyla birlikte yasal bir zemine kavuşturulmaya çalışılacak.

On yıllardır sermaye diktatörlüğünün egemenlik sürdüğü ülkede, işçi ve emekçiler bu diktatörlüğün daha katı ve kuralsız işleyeceği tek adam diktasıyla susturulmaya, katmerlenmiş bir sömürü girdabına sokulmaya, sermayenin cennetinde cehennemi yaşamaya mecbur bırakılacak. Daha referandum sonuçları açıklanmadan sermaye çevrelerinden yapılan içi boş demokrasi güzellemeleri eşliğinde “reform” açıklamaları dahi bunu gösteriyor. Patronların reform istemleri, işçi sınıfının kazanılmış her türlü sosyal hakkını gaspetmek, esnek, kuralsız çalışma koşullarının, sömürünün ağırlaştırılması anlamına geliyor. Kıdem tazminatının gaspından, her türlü hak aramanın, grev hakkının yasaklanması vb. referandum öncesinde hüküm süren baskı koşullarının ağırlaştırılması acil “reform”ların içeriği konumunda.

İşçi sınıfı ile sermaye arasındaki mücadele elbette ki sadece sandık sonuçlarına bağlanamaz. Fakat nasıl olduğundan bağımsız olarak çıkan 'Evet' sonucu işçi sınıfı ve emekçilere yöneltilecek ekonomik, sosyal, siyasal saldırıların daha da ağırlaşacağı bir tabloyu ortaya çıkartacak. Sadece referandum sürecinde devletin bütün kurumlarını, olanaklarını 'Evet' için seferber eden, bu konuda her türlü pervasızlığı hayata geçirlen, kendi düşüncesi dışında her kesimi düşman ilan eden AKP iktidarının başka bir şey yapması elbetteki doğasına aykırı bir tutum olur.

Yaşadığımız sürecin bütün bu yönlerine rağmen, küçük bir farkla şaibeli bir 'Evet' sonucunun çıkmış olması, tüm baskı, zorbalık ve hukuksuzluğa, tehditlere rağmen varolan tablo, sermaye düzeninin, AKP iktidarının hiç de rahat hareket edemeyeceğini gösteren verilerden birisi durumunda.

Haklarımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için daha güçlü kenetlenmemiz gereken bir dönemdeyiz. Fabrikalarda, sanayi havzalarında birliğimizi kurmak, söz, yetki ve karar hakkımızı elimize alarak, sermayeye ve onun bugünkü katılaşmış görünümüne karşı mücadeleyi güçlendirmeliyiz. Fiili saldırılara karşı bizler de fiili-meşru mücadele hattını rehber edinmeliyiz. Toplumsal yaşamda esaslı bir değişiklik, sermaye dünyasına karşı işçilerin kendi dünyasını kurmak için mücadelesini güçlendirmesiyle mümkün hale gelecek. Referandumun ardından karşımıza daha pervasız saldırılarla çıkmaya, haklarımızı tırpanlamaya, grevlerimizi yasaklamaya, sendika seçme özgürlüğümüzü tamamen engellemeye vb., bizleri deyim yerindeyse hareket edemez hale getirmeye çalışacaklar. Bunu engelleyebiliriz.

Önümüz 1 Mayıs. İşçi sınıfının talepleri ve özlemleriyle patronlar düzenin karşısına çıktığı kavga günü. Sermaye düzeninin, AKP iktidarının giriştiği saldırılara karşı sesimizi yükselteceğimiz gün. Kölece çalışma ve yaşam koşullarına mahkum edilen, sermaye düzeninin, AKP iktidarının ardı arkası kesilmeyen ekonomik, sosyal, siyasal saldırılarına maruz kalan işçiler olarak 1 Mayıs'ta omuz omuza alanları doldurmalı, taleplerimizi haykırmalıyız.

İşçilerin birliği sermayeyi de, onun diktatörünü de yenecek!

Metal İşçileri Birliği (MİB)